Araştırmacı Yazar Hakan Yılmaz Çebi Web Sitesi
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

HAZIR KITA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL PAYLAŞIM

SORULARINIZ İÇİN...

DİN VE VATAN

BÖLÜNMEYE KARŞI UYANDIRAN SİTE..
"Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun." (Al-i İmran -104)

www.reddiyeler.com
Nefsimizi Tanıyor Muyuz?

Nefsimizi Tanıyor Muyuz?

Tarih 03 Aralık 2011, 22:44 Editör

Nefis hakkında bilgilendirici kısa öz bir yazı...

“Nefsini bilen Rabbini bilir”, hikmetli sözü herkes için aynadır.

İnsanoğlunun, Allah’ın halifesi sıfatıyla mukaddes emaneti taşıma çerçevesinde asli ve değişmez gayesi, Hakk’a marifet kesbetmek, ibadet ve itaat etmek; kısaca kul olmaktır.

Alemler bu yüce gayenin gereği olarak insanın emrine musahhar kılınmıştır. Ademoğlunun şerefinin muhafazası da, bu gayeye bağlı kalıp ısrar etmesine bağlıdır.

Mevlâ’mız bir kudsi hadiste:

“Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi sevdim ve mahlûkatı yarattım” [1] buyurmuştur. Allahu Tealâ’yı bilmenin yolu ise, nefsin bilinmesinden, tanınmasından geçer. Kulluğun zirvesi, nefsin tezkiyesi, Rabbi ile insan arasındaki bütün engellerin ve perdelerin kalkmasıdır.

İnsanın kendisini bilmesi, gayesini, yani “Rabbi’ni bilmesi” yolunda bir anahtar ve ilk adım hükmündedir. Çünkü Rabbül Alemin’in bütün sanat ve kudretinin incelikleri insanda mevcuttur. Bu sanatı ve incelikleri tanıyan, sanatkârın vasıflarındaki mükemmelliği, harikuladeliği anlar ve gizleyemez.

Allahu Tealâ kalplere nazar eder, oraya bakar. Zengin-fakir, güzel-çirkin herhangi bir ayrım bu gerçeği değiştirmez. Zira Mevlâ’ya yakınlık için çalışan, beden değil kalptir.

Rabbimizin kalbimize rahmetiyle nazar etmesi için bizim O’nu zikretmemiz gerekir. O, bir ayet-i celilede şöyle buyurur:

“Siz beni zikredin ki, ben de sizi zikredeyim.” [2]

Rabbi’nin kalbine nazara ettiği kişi, O’na dost olmak için sağlam bir adım atmış olur. Allah’a dost olana ise dünya düşman olsa bir zarar veremez.

Kişinin Rabbi’ne ulaşması, mutluluğun da zirvesidir. Zirveye ulaşmada en büyük engel ise kişinin nefsidir. Allah’a ulaşmak için sermayemiz olan kalbimiz, kirletilmiş, günah ve isyanlarla karartılmış bir cevherdir. Ne zaman kirler temizlenir, cevher ortaya çıkarsa, o zaman kalp ilâhi hakikatlere ayna olmaya, böylece latifeler asli vatanlarına dönüşe başlarlar. [3]

Allah Teâlâ’ya giden yol insandan geçtiğinden nebîler, veliler ve ârifler hep insanın kendini bilmesi ve tanıması gerektiğini vurgulamışlardır. Yahya b. Muâz [kuddise sırruh], “Kendini bilen Rabb’ini bilir” demiş ve bunu şöyle açıklamıştır: Kendini, âciz olarak bilirsen Hak Teâlâ’yı kadir olarak bilirsin. Kendini hata ehli olarak görürsen Rabb’ini ata (ihsan) ehli olarak görürsün.

Süfîler insanın kendini bilmesine ve tanımasına, bu yolla Hakk’a ermesine büyük önem verirler. Bir bahar günü ortalığın yeşillendiğini, yaprakların, çiçeklerin açtığını ve kuşların ötüştüğünü gören biri, içeride oturan Râbia el-Adeviyye’ye seslenir ve,

“Hanımefendi dışarı çık da Allah’ın sanatını ve eserlerini gör!” Râbia cevap verir:

“Sen içeri gir de sanatkârı gör. Sanatkârı temaşa etmem sanatını seyretmeme engel oluyor.”

İnsanın Hakk’ı bilmesine, O’nu bulmasına ve kâmil bir insan olmasına engel olan şey kendi benliği, bencilliği, bönlüğü, kötü huyları, yanlış kanaatleri ve bâtıl inançlarıdır.

Bu ve benzeri kötülüklerden kurtulan insan attığı ilk adımda Hakk’a erer.

Hz. Âişe validemiz [radiyallâhu anha] Peygamber Efendimiz’e,

“İnsan Rabb’ini ne zaman bilir?” diye sorduklarında, Hz. Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem],

“Nefsini bildiğinde” [4] cevabını verdiler.

Kemal ve olgunluk, ancak nefsini bilmek, nefsin kötü ahlâkını görmek, güzel ahlâkı kendine huy edinmekle olur. İnsan olmaktan maksat Hakk’ın marifetini hâsıl etmektir. Bu kâinat marifet için yaratılmıştır.

Mukaddes Tuva vadisinde Allah Teâlâ, Musa [aleyhisselâm] ile konuşurken ona, sağ elinde bulunan şeyin ne olduğunu sordu. O da,

“O benim asâmdır. Ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim. Benim ona başkaca ihtiyaçlarım da vardır” şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Allah [celle celâluh],

“Yere at onu, ey Musa!” (Tâhâ 20/17-19) buyurdu.

Müfessirler, Musa’ya [aleyhisselâm] asâsının yere atılması ile ilgili âyetin işarî açıklamasında Hz. Musa’nın [aleyhisselâm] iç dünyasına ait bir irşad sadedinde olduğunu beyan etmişlerdir.

Musa [aleyhisselâm], izafetleri (fâni alakalan) zikredince, Allah [celle celâluh], bunların atılmasını emretti. Nefis ve nefse bağlantılı olan şeyler, koca bir yılan olarak temessül etti. Musa’ya [aleyhisselâm] nefsin hakikati gösterildi. Korktu, ürktü ve ondan kaçtı. Ona denildi ki:

“Ey Musa, işte bu yılan, Allah’tan başka şeylere bağlılık vasfının ta kendisidir. Bu vasıf şekillenmiş bir sûrette sahibine gösterilince, ondan kaçar.” [5]

Vücut bir elbisedir. Ruhtur onu tutan. Ruh ise Allah Teâlâ’nın emridir. Ruh çıkınca vücudun hiç değeri kalmaz.

Hakikat ehli bilir ki kendinin zerre kadar değeri yoktur. Değer hep O’nun.

Şah-ı Nakşibend hazretleri [kuddise sırruh] bu hususu şöyle dile getirirler:

“Bizatihi hiç kimseden bana hayır yok, Hiç kimseden de ümidimi kesmiş değilim. Kendi halime baktığım zaman, Baştan başa tek dane bile değilim.” Mevlânâ Nureddin Câmî hazretleri [kuddise sırruh] ise,

“Bekâ bahçesinde ne gül oldum ne diken, Ne fenâ şarabının sarhoşuyum ne de ayık, Kendi değerimi tarttım ve evet dedim, Ben hiçim ve hatta hiç bile değilim, Ne hiçten ne hiç bile olmayandan hayır gelir” buyururlar.


[1] Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, nr. 2014; İbn Tûlûn, eş-Şezre, nr. 717.

[2] Bakara suresi ayet-152

[3] S.M.Saki Erol, Hayat Dengemiz.

[4] Mâverdi, Edebü’d-Dünyâ va’d-Din, s. 230.

[5] Bursevî, Rûhu’l-Beyân, 5/445.

Bu haber 3454 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit




Tasavvuf - İlim

TSK'ya Açık Mektup! İç huzurunuz için izlemeniz tavsiye edilir - 1

TSK'ya Açık Mektup! İç huzurunuz için izlemeniz tavsiye edilir - 1 Mehmet Ildırar (Yarbay) - Kasrik'ten Geçenler - 40.Bölüm - Semerkand Tv - Eşsiz güzel bir sohbet...

TSK'ya Açık Mektup! İç huzurunuz için izlemeniz tavsiye edilir - 2

TSK'ya Açık Mektup! İç huzurunuz için izlemeniz tavsiye edilir - 2 "İçerdeki gönülleri fethetmeden bir yeri fethedemezsiniz.." Mehmet Ildırar (Yarbay) - Kasrik'ten Geçenler - 41....

(c) 2008 - 2015 Sizde Ümmeti Muhammed yararına hayırlı küçük bir iş yapmak istiyorsanız yazıları sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz! Gayret, samimiyet ve aşk bizden tevfik Allah'tan! (cc) Sitemizden alınan yazı ve dosyalar, ticari amaç gütmeksizin, değişik istemediğimiz amaç ve çıkarlar uğruna kullanmaksızın, yazar ve site ismimiz kaynak gösterilmek şartıyla yayınlanabilir! Aksi halinde tüm yasal haklarımızı gizli tutmaktayız!
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim